Gülerek Eleştirmek: Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Şık
Romanında Yanlış Batılılaşma
Şık, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın erken dönem romanları
arasında yer alır. Tanzimat sonrası Osmanlı toplumunun Batılılaşma sürecine
ilişkin eleştirel bakışını en açık biçimde ortaya koyan eserlerden biridir.
Roman, yüzeysel Batı hayranlığını bir karakter üzerinden görünür kılarak,
modernleşme sürecinin yalnızca dış görünüm ve davranış kalıpları üzerinden sınırlı
kalmasının doğurabileceği kültürel ve ahlaki sorunları irdelemektedir.
Eserin merkezinde yer alan Şatırzâde Şöhret Bey,
Batılılaşmayı zihinsel bir dönüşüm olarak değil, giyim-kuşam, konuşma biçimi ve
sosyal görünürlük üzerinden algılayan bir tiptir. Şöhret Bey’in davranışları ve
dili, Batı kültürünün içeriğini kavramaktan uzak, taklide dayalı bir modernlik
anlayışının temsilidir. Şöhret Bey, dönemin toplumsal eğilimlerinin simgesidir.
Hüseyin Rahmi, Şöhret Bey’i abartılı ve gülünç özelliklerle donatırken, aslında
eleştirisini kişisel olmaktan çıkarıp toplumsal bir zemine taşır.
Romanın dikkat çekici yönlerinden biri, yazarın mizahı eleştirel
bir araç olarak kullanmasıdır. Romandaki komik durumlar, okuru düşünmeye sevk
etmek için kurgulanmıştır. Şöhret Bey’in bozuk Fransızcası, uygunsuz
davranışları ve sürekli “şık” görünme çabası, Batılılaşmanın içselleştirilmeden
benimsenmesinin yarattığı taklide dayalı karakteri gözler önüne serer. Bu
bağlamda Şık romanı, yanlış Batılılaşmanın bireyi nasıl komik, hatta trajik bir
duruma sürüklediğini gösteren bir anlatı niteliği taşır.
Şık romanı Ahmet Mithat Efendi’nin Felâtun Bey ile Râkım Efendi adlı eseriyle aynı düşünsel zemini paylaşır; ancak Hüseyin Rahmi’nin anlatımı daha sert, daha doğrudan ve daha alaycıdır. Gürpınar, eğitici bir anlatıcı rolüne bürünmektense, toplumsal çarpıklıkları doğrudan sergilemeyi tercih eder. Hüseyin Rahmi’nin tercihi, romanın realizmle hiciv arasında kurduğu dengeyi güçlendirir.
Romanın merkezinde yer alan Şatırzâde Şöhret Bey,
“şık” olmayı hayatının temel amacı hâline getirmiş bir züppe tipidir. Şöhret
Bey için Batılılaşma, bir düşünce veya değer dönüşümünden ziyade, giyim-kuşam,
konuşma tarzı ve sosyal ortamlarda sergilenen davranışlardan ibarettir.
Fransızcayı yanlış ve yersiz biçimde kullanması, alafranga tavırları abartması
ve sürekli kendisini beğendirme çabası, onun Batı kültürünü içselleştirmediğini
açıkça gösterir. Şöhret Bey, taklide dayalı modernleşme anlayışının somut
bir temsilidir.
Şöhret Bey’in ilişki yaşadığı Madam Potiş, romanın
önemli yan karakterlerinden biridir. Fransız asıllı olan Madam Potiş, Şöhret
Bey’in Batı hayranlığından ve zaaflarından faydalanan, kurnaz ve çıkarcı bir
figürdür. Madam Potiş, Şöhret Bey’in gözünde “medeniyetin” bir simgesidir;
ancak romanda onun ahlaki zaafları ve çıkarcı tavırları özellikle vurgulanır.
Baba Perdriks, Madam Potiş’in bağlantılı olduğu
eğlence mekânının sahibidir ve romanda daha çok hiciv yönünü güçlendiren bir
figür olarak yer alır. Baba Pardiks, alafranga hayata özenen kişilerin nasıl
ticari ve sosyal olarak istismar edildiğini temsil eder. Baba Perdriks’in
varlığı, romanın dönemin sosyal düzenine yönelik bir sorgulama
içerdiğini ortaya koyar.
Romanın karşıt tiplerinden biri olan Maşuk Bey,
Şöhret Bey’in tam zıddı olarak kurgulanmıştır. Daha ölçülü, aklı başında ve
gerçekçi bir karakter olan Maşuk Bey, Batılılaşmayı yalnızca biçimsel
unsurlarla sınırlı görmeyen, daha dengeli bir yaklaşımı temsil eder. Onun
varlığı, Şöhret Bey’in yüzeyselliğini daha belirgin hâle getiren bir
karşılaştırma unsuru işlevi görür.
Matmazel Adel ise Maşuk Bey ile ilişkisi üzerinden
romanda yer alan bir diğer Batılı kadın tipidir. Bu karakter, Madam Potiş’ten
farklı olarak daha düzenli ve kontrollü bir yaşam tarzını temsil eder. Böylece
romanda Batı etkisinin tek tip olmadığı, ancak yanlış ellerde ve yanlış
anlayışlarla sorunlu bir hâl aldığı ima edilir.
Şık romanındaki karakterler, bireysel
derinlikten ziyade temsil ettikleri zihniyetler üzerinden anlam kazanır.
Hüseyin Rahmi Gürpınar, romanındaki karakterleri bilinçli olarak abartılı çizerek,
yanlış Batılılaşmanın toplumda yarattığı çarpıklıkları görünür kılar.
Şık romanında köpek -Drol- yanlış Batılılaşmanın gülünçleştiği
noktayı somutlaştıran sembolik bir figür olarak işlev görür. Şöhret Bey ile
Madam Potiş’in yanından ayırmadıkları küçük köpek, alafranga hayatın bir
parçası gibi sunulur. Drol, Batı özentisinin gündelik hayata ne kadar yüzeysel
ve gösterişçi biçimde taşındığını ortaya koyar. Köpeğin özellikle lokanta ve
eğlence mekânlarında yol açtığı karışıklıklar, romanın mizah dozunu artırırken
aynı zamanda eleştiriyi keskinleştirir. Hayvanın tabaklara saldırması,
çevredeki insanları rahatsız etmesi Şöhret Bey’in “şık” görünme iddiasıyla
kurmak istediği imajı tamamen boşa çıkarır.
Dikkat çekici olan nokta, köpeğin davranışlarının doğal
olmasıdır. Gülünç olan hayvanın kendisi değildir; onu sergileyen insanlardır.
Hüseyin Rahmi romanında eleştirinin yönünü açıkça insana çevirir. Köpek Drol,
Batılılaşma özentisinin absürtlüğünü ortaya çıkaran bir araç hâline gelirken,
Şöhret Bey’in yanlış modernlik anlayışı daha da görünür olur.
Romanın ilerleyen bölümlerinde köpek etrafında gelişen olaylar, Şöhret Bey’in toplum içindeki itibar kaybını hızlandırır. Alay edilmesi, dışlanması ve sonunda düştüğü gülünç durumlar, Drol aracılığıyla derinleştirilir.
