ifade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ifade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2026 Salı

İçimizdeki Yabancının Sesi

 

Yazarlık, oyunculuk ve benzeri sanat alanları, insanın gündelik yaşamda bastırdığı ya da göstermekten kaçındığı benliklerini görünür kılabildiği alanlardır. Sanat, insanın yalnızca güzel, uyumlu ve kabul edilebilir taraflarını değil; öfkesini, kıskançlığını, kibrini, saldırganlığını, iktidar arzusunu ve hatta içinde taşıdığı zorbalık ihtimalini de ifade edebileceği bir alan yaratır.

İnsan toplumsal yaşam içinde bu yönlerinin büyük bölümünü denetlemek, gizlemek ya da susturmak zorundadır. Sanat ise bastırılan bu taraflara başka bir biçimde var olma imkânı verir. Bir karakterde, bir rolde, bir hikâyede ya da mizahın içinde insan, gerçek yaşamda ortaya çıkaramadığı başka bir benliğine ses verebilir. Bu nedenle sanat bazen insanın kendi içindeki yabancıyla karşılaşmasının da bir yoludur.

Buradaki “diğer benlik” mutlaka bütünüyle kötü bir kişilik değildir; daha çok insanın kendi içinde sansürlediği benliktir. Çünkü insan tek ve değişmez bir yapıdan oluşmaz. Merhametin yanında acımasızlığı, sevginin yanında kıskançlığı, alçakgönüllülüğün yanında üstünlük arzusunu da taşıyabilir. Sanatçı bütün bu karşıtlıkları doğrudan yaşamak yerine onları yarattığı dünyaya aktarır.

Belki de sanatın en çarpıcı taraflarından biri budur: İnsan yalnızca başkalarını anlatmak için yaratmaz; kendi içinde taşıdığı ihtimalleri de keşfetmek için yaratır. Bazen bir sanatçı, kendisinden bile sakladığı bir benliği yarattığı karakterde, söylediği bir sözde ya da ortaya koyduğu eserde fark eder. Böylece sanat insanın susturduğu benliklerinin konuşabildiği bir yere dönüşür.

1 Eylül 2025 Pazartesi

Dile Gelince Değişen Hakikat

"Sözcükler gizli saklı anlamı zedeliyor. Dile getirilen her şey o an değişiyor. Biraz, biraz çirkin, biraz aptalca niteliğe bürünüyor. Evet, bu da çok iyi bir şey. Bu da çok hoşuma gidiyor. Bir insanın hazinesini ve bilgeliğini oluşturan şeyin bir başkasının kulağına her zaman aptalca gelmesine de hiç diyeceğim yok." Siddhartha söylemiş bu sözü peki ne demek istemiş....

Anlam, insanın içinde saklı ve güçlü bir şekilde duruyor. Ama o anlam kelimelere döküldüğü anda değişiyor, zayıflıyor ya da başka bir kalıba giriyor. Sözcükler o derinliği tam olarak taşıyamıyor; biraz çirkinleşiyor, biraz sıradanlaşıyor. Yine de bu kötü bir şey olarak görülmüyor. Aksine, bu dönüşüm hoş karşılanıyor. Çünkü insanın içinde çok kıymetli ve özel olan şey, başkasının kulağına aptalca ya da basit gelebilir; bu doğaldır. Kendi hazinesinin, kendi bilgeliğinin bir başkasına aynı yoğunlukta yansımaması şaşırtıcı değildir.

İfade, anlamı eksiltir ama bu eksilme de güzeldir. Sözcükler kusurlu olabilir; yine de insanın iç dünyasını başkasına açmanın değerini azaltmaz.

Rönesans Kavramının Doğuşu ve Tarihsel Gelişimi

Rönesans düşüncesinin kökeni, 16. yüzyılda yaşayan İtalyan ressam, mimar ve sanat tarihçisi Giorgio Vasari 'ye kadar uzanır. Vasari 1550...