Kuran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2026 Salı

İhlâs Sûresi'ni Yeniden Düşünmek

Her gün okuduğum bazı sûreler vardır. İhlâs Sûresi de bunlardan biridir. Bugün İhlâs Sûresi'nin anlamı üzerine düşündüm. Hadi buyurun bakalım, birlikte okuyalım...

Eûzü Billâhi Mine'ş-Şeytâni'r-Racîm

Anlamı: "Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım."

Bu cümleye istiâze denir. Kur'ân okumaya başlamadan önce söylenir. İnsan kendi aklına, gücüne ve iradesine güvenmek yerine Allah'ın korumasına sığınır. Çünkü şeytanın vesveselerinden, nefsin aldatmalarından, kalbi karartan düşüncelerden korunmanın en güvenli yolu Allah'a yönelmektir. Bu ifade aynı zamanda bir kulluk itirafıdır. İnsan, kendi başına her kötülükten korunamayacağını kabul eder ve Rabbine sığınır.

Bismillâhirrahmânirrahîm

Anlamı: "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla."

Besmele, Müslümanın hayatındaki her hayırlı işin başlangıcıdır. Bu sözle insan yaptığı işi Allah'ın adıyla başlatır ve onun bereketini Allah'tan beklediğini ifade eder.

Rahmân, Allah'ın bütün yaratılmışları kuşatan sonsuz merhametini ifade eder. İnanan-inanmayan, insan-hayvan, canlı-cansız bütün varlıklar O'nun rahmetinden nasibini alır.

Rahîm ise özellikle kullarına yönelik sürekli, özel ve yakın merhameti ifade eder. Bu isimde Allah'ın affediciliği, bağışlayıcılığı ve kuluna olan yakınlığı öne çıkar.

Önce kötülüklerden Allah'a sığınırım, sonra da O'nun rahmetiyle yola çıkarım. Çünkü hakikate giden yol, sığınmakla başlar ve Allah'ın adıyla devam eder.

1. "Kul huvallâhu ehad" - De ki: O Allah birdir.

Buradaki "de" emri önemlidir. Sanki insana şöyle denir: Hakikat senin içinde saklı kalmasın, dilinle de ilan et. Çünkü tevhid sadece inanmak değildir; bütün varlık karşısında duruş kazanmaktır.

"Allah birdir" demek yalnızca "Allah sayıca birdir" demek değildir. Sayıların biri gibi bir değildir O. Çünkü sayıların biri ikiyi, üçü çağırır; Allah'ın birliği ise karşıtı olmayan, benzeri olmayan, bölünmeyen bir birliktir. Tasavvufî anlamda bu ayet, kalbin dağınıklığını toplar. İnsan bin şeye bağlanır: korkuya, sevgiye, mala, insana, geçmişe, geleceğe... Bu ayet der ki: Bütün bağların arkasında tek bir hakikat vardır. Dağılma. Asıl dayanak birdir.

2. "Allâhu's-Samed" - Allah Samed'dir.

"Samed", herkesin muhtaç olduğu ama kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan demektir. Bütün kapılar O'na açılır; O hiçbir kapıya muhtaç değildir.

Bu ayet çok derindir. İnsan eksiktir, acıkır, yorulur, kırılır, bekler, özler, korkar. İnsan daima tamamlanmaya ihtiyaç duyar; Allah ise ezelden ebede tam ve mükemmeldir. Varlığı kendindendir. Kimse O'nu tamamlamaz, kimse O'na güç katmaz, kimse O'ndan bir şey eksiltemez.

Tasavvufî olarak bu ayet kula şunu öğretir: Sen fanisin, eksiksin, arayansın. Eksikliğini başka eksiklerde tamamlamaya çalışma. İnsan insana iyi gelir ama insan insanın mutlak dayanağı olamaz. Kalbin en derin ihtiyacı ancak Samed olan Allah'a yönelince sükûn bulur.

3. "Lem yelid ve lem yûled" - Doğurmamış ve doğurulmamıştır.

Bu ayet Allah'ı insanî soy, nesep, aile, doğum ve beden kavramlarından tamamen uzaklaştırır. Allah doğurmaz; çünkü O parçalanmaz, kendinden bir parça ayırmaz. Doğurulmamıştır; çünkü başlangıcı yoktur, bir sebebe bağlı değildir.

İnsan doğar; çünkü önce yoktur. Allah doğmaz; çünkü ezelîdir. İnsan bir anneden, babadan, zamandan, mekândan gelir. Allah hiçbir yerden gelmez; çünkü O zaten her başlangıçtan öncedir.

Bu ayet aynı zamanda şunu söyler: Allah'ı insan gibi düşünme. O'nu öfkemizle, kıskançlığımızla, bedenimizle, soyumuzla, dünyadaki iktidar biçimleriyle ölçme. Allah benzemez. İnsan zihni O'nu kavramaya çalışır ama O, zihnin çizdiği suretlere sığmaz.

4. "Ve lem yekun lehû kufuven ehad" - Hiçbir şey O'na denk değildir.

Bu son ayet, önceki bütün anlamları mühürler. Allah'ın eşi, benzeri, dengi, rakibi yoktur. O herhangi bir varlık türünün en büyüğü değildir; varlıkların içinde en güçlü olan değildir. O, bütün varlığı var edendir.

Burada çok ince bir nokta var: Allah'ı çok büyük bir varlık gibi düşünmek bile eksik kalır. Çünkü "çok büyük" dediğimizde yine ölçü kullanırız. Oysa Allah ölçünün de ötesindedir. Büyük-küçük, yakın-uzak, önce-sonra gibi kavramlar yaratılmışlara aittir. Allah bunlarla kuşatılamaz.

Bu ayetin kalpteki karşılığı şudur: Hiçbir şeyi Allah'ın yerine koyma. Bir insanı, bir acıyı, bir arzuyu, bir korkuyu, bir makamı, bir kaybı mutlaklaştırma. Çünkü Allah'tan başka her şey sınırlıdır. Allah'a denk hiçbir şey yoksa, kalbin en yüksek tahtına da hiçbir şey O'nun yerine oturmamalıdır.

Sûrenin özü

İhlâs Sûresi insana şunu öğretmektedir: Allah birdir, eksiksizdir, doğmamış ve doğurmamıştır, hiçbir şeye benzemez. Bu yüzden kul dağılmamalı, yaratılmışlara mutlak güç vermemeli, kalbini fani şeylerin önünde esir etmemelidir.

Bu sûre Allah'ı anlatırken aslında insanı da terbiye eder. Der ki: Dayanağın çok görünse de hakiki dayanak birdir. Kalbin çok yorulsa da döneceği kapı birdir. Seni anlayanlar azalsa da seni var eden, bilen ve tutan birdir.

***

Ben bir ilahiyatçı ya da din âlimi değilim. Ancak okuduğum sûrelerin ve ayetlerin anlamları üzerinde düşünmeyi severim. Bir konuyu öğrenirken yalnızca okumakla yetinmem; araştırır, farklı kaynaklara bakar ve üzerinde uzun uzun tefekkür ederim. İhlâs Sûresi üzerine yazdıklarım da bir âlimin tefsiri değil, okuduklarımdan ve düşündüklerimden süzülen kişisel notlardır. Eksiklerim ve hatalarım olabilir. Rabbim doğrusunu daha iyi bilir.

Not: İstiâze, sözlükte "sığınmak, korunma istemek, yardım dilemek" anlamına gelir.

José Saramago'nun Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş Romanı Üzerine

José Saramago , Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş adlı romanında ölümün yokluğunu bir nimet gibi değil, bir felaket gibi gösterir. İlk bakışta insa...