neden yazıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neden yazıyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2026 Pazartesi

Neden yazıyorum?

Her insanın bilgi sahibi olduğu ve olmadığı alanlar vardır. Mesela ben matematikten ya da futboldan anlamıyorum. Bu alanlarda bana bir soru sorulsa cevap vermemeyi tercih ederim. Çünkü bilmediğim bir konuda konuşmayı doğru bulmam. İnsan her konuda fikir sahibi olmak zorunda değildir; aksine, neyi bilmediğini bilmek de bir farkındalıktır.
Ancak tarih, edebiyat ve çocuk gelişimi gibi eğitim aldığım, yıllardır okuduğum ve üzerine düşündüğüm alanlarda yazmam son derece doğaldır. Çünkü insan en çok emek verdiği konularla zihinsel bir bağ kurar. Zamanını ayırdığı, araştırdığı ve anlamaya çalıştığı meseleler üzerine düşünmeye başlar. Düşünce derinleştikçe de onları ifade etme ihtiyacı doğar.
Ben yalnızca derslerde öğrendiklerimle yetinmedim. Tarih ve edebiyat başta olmak üzere ilgilendiğim pek çok alanda kitaplar okuyor, farklı görüşleri karşılaştırıyor ve okuduklarım üzerinde uzun uzun düşünüyorum. Bir kitabı ya da bir makaleyi okumak tek başına yeterli değildir; asıl önemli olan, onu anlamaya çalışmak, yazarın ne söylediğini ve neden söylediğini kavramaya çalışmaktır. Ben okuduklarımı zihnimde tartıyor, sorguluyor ve onlarla hesaplaşıyorum. Bazen katılıyor, bazen itiraz ediyor, bazen de yeni sorularla karşılaşıyorum. Düşüncenin gelişmesi de zaten biraz böyle oluyor.
Bu yüzden benim yazdıklarım boş bir yerden gelmiyor. Arkasında yıllar boyunca biriken okumalar, araştırmalar ve düşünceler bulunuyor. İnsan sürekli okuduğu bir konu hakkında elbette fikir geliştirir. Çünkü okumak yalnızca bilgi edinmek değildir; aynı zamanda zihni eğitmek, bakış açısını genişletmek ve olayları daha derinlikli değerlendirebilmeyi öğrenmektir.
Tarih okuyan birinin tarih üzerine, edebiyat okuyan birinin edebiyat üzerine düşünmesi ne kadar doğalsa, tarih ve edebiyat eğitimi almış biri olarak benim de bu alanlarda düşünmem ve yazmam o kadar doğaldır. Kaldı ki mesele yalnızca eğitim de değildir. Yıllardır okuyor, araştırıyor ve düşünüyorum. İnsan emek verdiği konularla zamanla derin bir bağ kurar; o bağın doğal sonucu da düşünmek ve yazmaktır. İlahiyatla ilgilenen birinin dinî ve ahlâkî meseleler üzerine kafa yorması nasıl doğal karşılanıyorsa, benim de eğitim aldığım ve yıllardır emek verdiğim alanlarda yazmam aynı ölçüde doğaldır. Bu, kendimi bir otorite olarak görmekten değil; zihinsel olarak emek verdiğim alanlarla kurduğum ilişkinin doğal sonucundan kaynaklanır.
Okumak bilgi kazandırır, düşünmek o bilgiyi derinleştirir, yazmak ise düşüncenin görünür hâle gelmesini sağlar. Bu nedenle yazmak benim için yalnızca bir şeyler söylemek değil, aynı zamanda öğrenme sürecinin devamıdır. Çünkü insan bazen en çok yazarken düşünür, yazarken fark eder ve yazarken kendisini geliştirir.
Bu yüzden benim yazmamın nedeni kendimi bir otorite olarak görmek değil; yıllardır okuduğum, araştırdığım ve üzerine düşündüğüm meselelerle kurduğum ilişkinin doğal bir sonucu olmasıdır. Nasıl ki bir ağacın yıllar içinde kök salması ve büyümesi doğalsa, yıllarca okuyan, düşünen ve araştıran bir insanın da bir süre sonra kaleme sarılması o kadar doğaldır.

Balkanlardan Bursa'ya: Bir Ailenin Hikâyesi

  Balkanlardan Bursa'ya: Bir Ailenin Hikâyesi Atalarımın bir kısmı Selanik'te, bir kısmı ise Kosova'da yaşamıştı. Ben Balkanla...