Her insanın bilgi sahibi olduğu ve olmadığı alanlar vardır. Ben matematik ya da futbol konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığım için bu alanlarda konuşmayı tercih etmem. Çünkü bilmediğim bir konuda fikir yürütmeyi doğru bulmam. İnsan her konuda söz sahibi olmak zorunda değildir; neyi bilmediğini bilmek de bir farkındalıktır.
Buna karşılık tarih, edebiyat ve çocuk gelişimi gibi eğitim aldığım ve yıllardır üzerine düşündüğüm alanlarda yazmam son derece doğaldır. Çünkü insan emek verdiği konularla zamanla zihinsel bir bağ kurar. Okudukça, araştırdıkça ve düşündükçe o konular hakkında fikir geliştirir.
Ben yalnızca öğrendiklerimle yetinmedim; yıllar boyunca kitaplar okudum, farklı görüşleri karşılaştırdım ve okuduklarım üzerine düşündüm. Çünkü okumak yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda bakış açısını geliştirmek ve olayları daha derinlikli değerlendirebilmeyi öğrenmektir.
Bu nedenle yazdıklarım boş bir yerden gelmiyor. Arkasında yıllar içinde biriken okumalar, araştırmalar ve düşünceler bulunuyor. Yıllardır emek verdiğim, okuduğum ve üzerine düşündüğüm konular hakkında fikir geliştirmem ve yazmam son derece doğaldır. Bu, kendimi bir otorite olarak görmekten değil; zamanla bu alanlarla kurduğum zihinsel bağın doğal sonucundan kaynaklanır.
Benim için yazmak düşünmeye ve öğrenmeye devam etmektir. İnsan bazen en çok yazarken düşünür, yazarken fark eder ve yazarken kendini geliştirir. Nasıl ki bir ağacın yıllar içinde kök salması doğalsa, yıllarca okuyan, düşünen ve araştıran bir insanın da sonunda kaleme sarılması o kadar doğaldır.