Akşamın solgun karanlığından başka miras
bırakmayan bir nal sesinin,
ufukta dağılan ince tozu;
ve çoktan denize karışmış bir yelkenin
ardından suyun üzerinde uzun süre kalan o belirsiz
aydınlığı
kim çağırır onları?
Yıldızların saf unutkanlığı altında isimler de uzak bir yankı gibi ağır ağır çözülürken,
gecenin derin ayazına eğilmiş bir
yalnızlığın kendinden başka şahidi yoktur.
Ufukta sönen son ışık kadar kısa olan ömür
hatırlanmak istemez;
yalnızca bir an,
yalnızca bir anlık suskunlukla
göğün içinde tamamlanmış olmaktan başka bir dileği yoktur.
Burcu Bolakan