Fatma Aliye Udi Romanında
Bedia: Müzik Yeteneğinden Geçim Mücadelesine Uzanan Bir Kadın Hikâyesi
Fatma
Aliye’nin Udi romanında Bedia’nın hayatı baştan sona müzik etrafında
şekillenir. Çocuklukta bir terbiye unsuru olarak başlayan bu yetenek, ilerleyen
yıllarda onun için hayatta kalmanın tek dayanağına dönüşecektir. Bedia,
musikiye meraklı babası Nazmi Bey’in yanında büyür ve yeteneği erken yaşta fark
edilir. Ona hocalar tutulur; önce kanun çalmaya başlar, ardından söylemeye
yönelir ve nihayetinde ud çalmayı tercih eder. Ud, hem çalıp hem söylemeye
elverişli olması ve sesine uygunluğu nedeniyle Bedia’nın asıl sazı hâline
gelir. Böylece yalnızca bir sazende değil, aynı zamanda güçlü bir hanende
niteliği kazanır.
Bedia’nın Mail ile
yaptığı aşk evliliği hayatındaki ilk büyük kırılmayı oluşturur. Severek
evlendiği bu adam zamanla onu derin bir hayal kırıklığına uğratır. İstanbul’a
geldikten sonra bir süre ağabeyi Şemi’nin gönderdiği paralarla yaşamını
sürdürür; yani hâlâ aile desteğine bağlıdır. Ancak ağabeyinin ölümüyle bu
destek ortadan kalkar ve Bedia maddi açıdan savunmasız kalır. Evdeki eşyalarını
satmak zorunda kalması, geçim sorumluluğunun tamamen onun omuzlarına yüklenmesi
ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, onu çalışmaya mecbur bırakır.
Bedia ud çalmada son
derece ustadır; ayrıca Arap musikisine hâkimdir ve bu repertuvar İstanbul’daki
pek çok kişi tarafından bilinmemektedir. Nota bilgisi vardır, beste yapabilir,
söz yazabilir; yani yalnızca icracı değil, aynı zamanda üretici bir müzisyendir.
Davetlerde çalar, ders verir ve müzik yoluyla para kazanmaya başlar; böylece
evin idaresini üstlenir. Sanatını bir geçim aracına dönüştürmesi, onun bağımsız
bir birey hâline gelmesinin de başlangıcıdır. Fatma Aliye, Bedia’nın hikâyesi
üzerinden, kadının eğitim ve beceri sahibi olduğunda zor koşullar altında bile
ayakta kalabileceğini vurgular. Evliliğin sağladığı güvence ortadan kalktığında
bile bilgi ve yetenek kadını hayata bağlayan temel dayanak olur.
Romanda Helvila karakteri
Bedia’nın karşıtı olarak konumlandırılır. Helvila da saz çalar ve şarkı söyler;
kısa sürede büyük paralar kazanır, ancak bunu çoğu zaman erkeklerle kurduğu
uygunsuz ilişkiler aracılığıyla elde eder. Bedia ise yalnızca emeğiyle kazanmayı
tercih eder; sanatını bir meslek hâline getirirken onurundan ödün vermez. Bu
karşılaştırma, aynı yeteneğe sahip iki kadının farklı hayat stratejileri
izleyerek nasıl farklı sonuçlara ulaştığını gösterir. Bedia’nın yolu daha zor
ve daha yavaş ilerler, ancak saygınlığını korur.
Udi, iyi şartlarda
yetişmiş, müzik eğitimi almış bir genç kadının aşk evliliğinin yıkılması, aile
desteğinin kaybı ve ekonomik zorluklar karşısında geçirdiği dönüşümü anlatır.
Bedia’nın hikâyesi, kadının yalnızca eş ya da kız evlat kimliğiyle değil,
meslek sahibi bir birey olarak da var olabileceğini ortaya koyar. Onu hayatta
tutan şey ne aşk ne de aile desteğidir; çocukluğunda kazandığı bilgi, disiplin
ve sanattır. Bedia için ud, yeniden ayağa kalkmanın, bağımsızlığın ve yaşamı
sürdürebilmenin aracıdır.
Bedia’nın Karakter
Analizi
Fatma
Aliye’nin Udi romanındaki Bedia geç Osmanlı toplumunda iyi yetişmiş
fakat hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalan kadın tipinin
yoğunlaşmış bir örneğidir. Onun karakteri sabit değildir; roman boyunca
değişir, kırılır, yeniden oluşur. Bu nedenle Bedia’yı anlamanın anahtarı, onun
geçirdiği dönüşümü izlemektir.
Bedia başlangıçta
korunaklı bir aile ortamında yetişmiş, kültürlü ve hassas bir genç kadındır.
Müzik eğitimi almış olması, onun hem estetik duyarlılığını hem de disiplinli
bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Babası tarafından desteklenmesi,
özgüveninin temelini oluşturur. Ancak bu özgüven toplumsal deneyimle
sınanmamıştır; Bedia hayatı daha çok güvenli sınırlar içinde tanımıştır. Bu
yüzden duygusal yapısı güçlü olmakla birlikte kırılgandır. Aşk evliliği yapması
da onun romantik, idealist ve kalbinin sesine inanan bir karakter olduğunu
gösterir.
Mail ile yaptığı evlilik
Bedia’nın kişiliğini sınayan ilk büyük olaydır. Eşine duyduğu sevgi, onun
sabırlı ve çabuk bağlanan bir karaktere sahip olduğunu ortaya koyar; ancak
ihanetle karşılaştığında gururu derinden yaralanır. Bedia burada ne tamamen
teslim olan ne de yıkıcı bir öfkeye kapılan bir tavır sergiler. Daha çok içine
kapanır, duygularını kontrol etmeye çalışır ve acısını onurlu bir sessizlikle
taşır. Bu durum onun güçlü yönlerinden biridir: Duygusal yoğunluğa rağmen
kendini kaybetmez. Öte yandan bu suskunluk, dönemin kadınlarına yüklenen “vakur
ve sabırlı olma” beklentisinin de bir yansımasıdır.
Helvila ile karşılaşmalar
Bedia’nın karakterinin bir başka yönünü açığa çıkarır. Helvila’ya karşı açık
bir düşmanlık sergilemez; ancak mesafeli, soğuk ve üstten bir tavır takınır. Bu
tavır kibirden çok incinmiş gururun savunma biçimidir. Bedia, kocasını doğrudan
suçlamaktan kaçınır; bunun yerine Helvila’nın yaşam tarzını küçümseyerek kendi
konumunu korumaya çalışır. Bedia hem sevgisi hem de onuru arasında
sıkışmıştır.
Romanın ilerleyen
bölümlerinde Bedia’nın en belirgin özelliği dayanıklılığı hâline gelir. Aile
desteğini kaybetmesi ve maddi sıkıntıya düşmesi, onu mücadeleci bir kişiye
dönüştürür. Çocukluğunda aldığı müzik eğitimi sayesinde çalışmaya karar
vermesi, onun gerçekçi ve sorumluluk sahibi bir karakter olduğunu gösterir.
Bedia yalnızca kendisi için değil, bakmakla yükümlü olduğu kişiler için de
mücadele eder; bu yönüyle fedakâr ve koruyucu bir kişiliğe sahiptir. Ev
idaresini üstlenmesi, planlı ve disiplinli tarafını ortaya çıkarır.
Bedia, kırılganlık ile
dayanıklılığın, romantizm ile gerçekçiliğin, bağımlılık ile bağımsızlığın aynı
kişilikte birleştiği bir karakterdir. Romanın başında korunan ve yönlendirilen
bir genç kızken, sonunda kendi emeğiyle ayakta duran bir kadına dönüşür. Onu
güçlü kılan şey yaşadıkları karşısında uyum sağlayabilme ve yeniden ayağa
kalkabilme becerisidir.
Helvila’nın Karakter
Analizi
Udi romanındaki
Helvila, ilk bakışta Bedia’nın karşıtı gibi görünen, “öteki kadın” konumuna
yerleştirilen bir figürdür; ancak Fatma Aliye onu tek boyutlu bir kötülük
sembolü olarak değil, toplumsal ve ekonomik koşulların biçimlendirdiği karmaşık
bir karakter olarak anlatır. Helvila’nın gerçek yüzü özellikle Beyrut’ta Bedia
ile karşılaştıkları sahnede ortaya çıkar. Bu karşılaşmada Bedia onu ilk anda
tanıyamaz; çünkü Helvila artık geçmişteki gösterişli, makyajlı, dikkat çekici
kadın değildir. Sadeleşmiş, yıpranmış ve içine dönmüş bir hâli vardır. Bedia
onu ancak bakışlarından tanıyabilir. Helvila’nın kendini tanıtmak zorunda
kalması bile geçirdiği değişimin büyüklüğünü gösterir.
Helvila bu buluşmada
kendi hayat hikâyesini anlatır ve böylece okur, onun geçmişini doğrudan kendi
ağzından öğrenir. Çocukluğu ağır yoksulluk içinde geçmiştir; akrabaları
kendisine ve kardeşlerine sırt çevirmiş, aç kaldıkları zaman bile kapılarını
açmamıştır. Bu hayat deneyimleri, Helvila’nın karakterini belirleyen temel
unsurlardır. Başlangıçta namuslu fakat aşırı yoksul bir hayat sürerken toplum
tarafından görünmezdir; kimse ona yardım etmez, kimse onunla ilgilenmez. Ancak
eğlence ortamlarına çıkıp hem çalıp söylemeye hem de erkeklerin ilgisini
çekmeye başladığında hayatın birden değiştiğini görür. Erkeklerin getirdiği
büyük paralar sayesinde kısa sürede refaha kavuşur.
Helvila, Bedia’nın kocası
Mail'e karşı da tamamen duygusuz değildir; aksine onu gerçekten sevdiğini ifade
eder. Ancak Mail'in tutkusu zamanla sönmüş, Bedia’yı terk ettikten sonra
Helvila’dan da uzaklaşmış, kaba ve ondan kaçan bir tavır sergilemiştir. Bu durum
Helvila’nın ilişkilerde yalnızca “baştan çıkaran kadın” olmadığını, aynı
zamanda terk edilen ve kullanılan bir kişi olduğunu gösterir. Erkek merkezli
ilişkiler dünyasında o da güvencesizdir; parası ve cazibesi olduğu sürece
değerlidir.
Helvila’nın kazandığı
servetle Şam’dan Beyrut’a göç etmesi ve orada bir akrabasıyla evlenerek sakin
bir hayat kurması, karakterinin son aşamasını oluşturur. Artık bir evi ve
mağazası vardır; geçmişte biriktirdiği para, “saygın” bir yaşamın kapısını
açmıştır. Bu noktada Helvila’nın hayatı bir tür geri çekilme ya da arınma
olarak yorumlanabilir. Yıllarca sürdürdüğü hayatın yorgunluğu, güvensizlik
duygusu ve belki de vicdani rahatsızlık onu bu yolu bırakmaya yöneltmiş
olabilir. Aynı zamanda ekonomik olarak yeterince güçlendikten sonra toplumun
kabul edeceği bir konuma yerleşmek istemiştir.
Helvila’nın karakterinde
belirgin olan en önemli özellik, güçlü bir hayatta kalma içgüdüsüdür. O,
ideallerle değil zorunluluklarla hareket eder. Yoksulluğun aşağılayıcı
deneyimini yaşamış biri olarak, para ve güvence onun için ahlaki tartışmaların
önüne geçer. Bu nedenle davranışlarında bencillik ya da sertlik görülse de
bunlar çoğu zaman savunma mekanizmasıdır. Bedia’dan farkı, onurunu koruyarak
yoksulluğa katlanmak yerine, refahı seçmesidir. Ancak roman ilerledikçe
Helvila’nın da bu hayatın bedelini ödediği, yalnızlaştığı ve yıprandığı
anlaşılır.
Helvila, yalnızca
Bedia’nın rakibi değil, aynı toplumsal düzenin farklı koşullarda
şekillendirdiği ikinci bir kadın tipidir. Bedia eğitim ve aile desteği
sayesinde emeğiyle ayakta kalmayı başarırken, Helvila yoksulluk ve dışlanmışlık
nedeniyle bedenini, cazibesini ve sahne yeteneğini kullanarak yükselir.
İkisinin de yolu sonunda yalnızlığa ve yorgunluğa çıkar.
Mail’in Karakter Analizi
Udi romanında Mail,
sorumsuzluk, bencillik ve şımarıklıkla biçimlenmiş zayıf bir karakterdir. Mail,
hayatın maddi ve sosyal imkânlarını sorgulamadan, doğal hakkıymış gibi
yaşamıştır. Bu yüzden Bedia ile evliliğinin ilk yılları sorunsuz ve huzurlu geçer;
çünkü o dönemde hem maddi sıkıntı yoktur hem de Mail’in sorumluluk almasını
gerektiren bir durum ortaya çıkmamıştır. Müziğe ilgisi olması, çalgı
çalabilmesi ve eğlenceye düşkünlüğü, onun estetik duyarlılığından çok hareketli
ve keyifli yaşama eğilimini yansıtır. Daha ağır, içe dönük sanat anlayışından
ziyade coşkulu ve eğlenceli parçaları tercih etmesi de bu mizacın bir
uzantısıdır.
Bedia'nın anne ve
babasının ölümü Mail’in hayatındaki dönüm noktasıdır. Bu olaydan sonra ev
içindeki denge bozulur ve Mail giderek kontrolsüz bir yaşam sürmeye başlar.
Bedia’yı evden uzaklaştırması, ardından onun malını mülkünü sattırması, aslında
sorumsuzluğunun ekonomik boyuta ulaşmasıdır. Mail hızlı yaşamak, iyi giyinmek,
eğlenmek, gezmek ve para harcamak ister; Bedia’nın serveti onun için
bitmeyecekmiş gibi görülen bir imkândır.
Helvila ile tanışması da
bu eğlence ortamlarının sonucudur. Saz ve cümbüş meclislerinde başlayan bu
ilişki, Mail için büyük ölçüde bir tutku ve kaçış alanıdır. Evine giderek daha
az uğraması, evliliği sıkıcı bir zorunluluk olarak görmeye başladığını gösterir.
Ancak ilginç olan nokta, Mail’in Bedia’yı tamamen kaybetmeyi de istememesidir.
Bedia’nın onu terk edebileceğini öğrendiğinde büyük bir şaşkınlık yaşar; çünkü
o zamana kadar yaptığı hiçbir şeyin ciddi bir sonuç doğurmayacağına inanmıştır.
Eve ne kadar geç gelirse gelsin, ne kadar para isterse istesin, günlerce
ortadan kaybolsa bile onu sessizce kabul eden bir eşe alışmıştır. Bu nedenle
Bedia’nın ayrılık kararı Mail’in dünyasını sarsar.
Mail için Bedia saygın eş
ve güvenli limandır; Helvila ise keyifli ve tutkulu bir ilişkilidir. Mail
dönemin erkek egemen değer sistemini içselleştirmiştir. O, hem özgür olmak hem
de sahip olduklarını kaybetmemek ister.
Bedia’nın servetinin
tükenmesiyle birlikte evliliğin temeli de ortadan kalkar. Aslında ayrılık
kaçınılmazdır; fakat Mail bunu kabullenemez. Çünkü ilk kez hayatın sınırlı ve
geri dönülmez olduğunu fark eder. Kaybettiğinde şaşırması, daha önce hiçbir
şeyi gerçekten kaybetmemiş olmasının sonucudur. Bu nedenle Mail, içinde
bulunduğu durumun farkına varamayan, ayrıcalıklarını görünmez kabul eden bir
karakterdir. Bencildir, fakat kötücül değildir; daha çok olgunlaşmamış,
sorumluluk almaktan kaçınan ve duygusal olarak çocuk kalmış biridir.
Mail, romanda yalnızca
ihanet eden koca figürü değil, ayrıcalıklı yetişmenin getirdiği körlüğün ve
sorumsuzluğun sembolüdür. Doğru yönlendirilse değişebilecek, hatta
“kurtarılabilecek” bir karakter izlenimi verse de Bedia’nın hassas ve sanatçı
kişiliği bu dönüşümü sağlayacak sertliğe sahip değildir. Bedia’nın kırılganlığı
onu mücadele etmekten çok uzaklaşmaya yöneltir.
Udi Neden İlk Modern
Kadın Romanlarından Biri Sayılır?
Fatma
Aliye’nin Udi romanı, Osmanlı edebiyatında kadın merkezli anlatının
erken ve güçlü örneklerinden biri olarak kabul edilir; çünkü kadın karakteri
yalnızca aşk, evlilik ya da aile içinde tanımlamaz, onu bağımsız bir birey
olarak ele alır. Romanın merkezindeki Bedia, kendi hayatını yönlendiren bir
kişidir. Bu yönüyle eser, geleneksel “acı çeken kadın” hikâyelerinden ayrılır
ve modern birey fikrine yaklaşır.
Modernliğin en belirgin
göstergelerinden biri, kadının ekonomik bağımsızlık kazanabilmesidir. Bedia’nın
ud çalarak para kazanması, sanatını meslek hâline getirmesi ve bir evin
geçimini üstlenmesi dönemi için oldukça yenilikçi bir durumdur. Roman, evliliğin
kadına güvence sağlamadığı koşullarda bile eğitim ve becerinin onu ayakta
tutabileceğini gösterir. Kadının çalışması, kamusal alanda görünür olması ve
kendi emeğiyle var olması, modern kadın anlayışının temel unsurlarıdır.
Eserde kadınların iç
dünyasına verilen önem de modern anlatının bir başka göstergesidir. Bedia’nın
duygusal çatışmaları, gururu, kırılganlığı, karar alma süreçleri ayrıntılı
biçimde ele alınır. Kadın psikolojisi ilk kez bu kadar derinlikli ve merkezî
bir biçimde anlatılır. Kadın karakter yalnızca erkeğin hikâyesine eşlik eden
bir figür değil, romanın asıl taşıyıcısıdır.
Ayrıca romanda kadınlar
tek tip değildir. Bedia ile Helvila’nın karşıtlığı, kadın deneyiminin farklı
yollarını ortaya koyar. Biri emeğiyle, diğeri bedenini ve cazibesini kullanarak
hayatta kalır. Bu çeşitlilik, kadını ahlaki kalıplara sıkıştırmak yerine toplumsal
koşullar içinde değerlendiren modern bir bakış açısını yansıtır.
Romanın modern
sayılmasının bir diğer nedeni, evlilik kurumuna eleştirel yaklaşmasıdır. Mail
karakteri üzerinden, erkeğin sorumsuzluğu ve toplumun erkeklere tanıdığı
ayrıcalıklar görünür hâle getirilir. Bedia’nın eşini terk etmesi ise dönemin
normları açısından son derece cesur bir tutumdur; çünkü kadın ilk kez evliliği
sürdüren değil, gerektiğinde sonlandıran bir özne olarak gösterilir.
Udi romanı, kadını
eğitimli, üretken, ekonomik olarak bağımsız ve psikolojik derinliği olan bir
birey olarak ele aldığı için ilk modern kadın romanlarından biri sayılır. Fatma
Aliye, bu eserle yalnızca bir kadının hikâyesini anlatmaz; aynı zamanda Osmanlı
toplumunda kadının değişen konumunu ve yeni bir kadın tipinin ortaya çıkışını
da gözler önüne serer. Bu nedenle Udi, hem edebî hem de toplumsal açıdan
modernleşme sürecinin önemli tanıklarından biridir.
***
Udi romanında dikkat çeken unsurlardan biri, Bedia’nın yazarla tanışma biçimi ve yazarın anlatıya dâhil edilmesidir. Bedia, yazarın Refet adlı romanını okumuştur, ona karşı bir yakınlık hisseder ve bir sanat ortamında karşılaşma fırsatı bulur. Bu karşılaşma sırasında yapılan sohbetlerde, Bedia okuduğu romandan söz eder ve kendi hayat hikâyesini anlatmaya başlar. Yaşadıklarının yazıya geçirilmesini arzu ettiğini belirtmesiyle birlikte, roman sanki doğrudan yaşanmış bir hayatın kaydıymış gibi sunulur.
Bu durum, dönemi
açısından oldukça ilgi çekicidir. Çünkü klasik anlatılarda yazar genellikle
görünmezdir; hikâye, kurmaca bir dünyanın içinde kendi kendine ilerliyormuş
gibi verilir. Oysa burada yazar dolaylı biçimde bir karakter olarak anlatının
içine girer ve hikâyeyi dinleyen, değerlendiren ve aktaran kişi konumuna
yerleşir. Böylece okur, anlatılanların yalnızca hayal ürünü değil, gerçek bir
kişinin yaşadıklarının yazıya dökülmüş hâli olabileceğini düşünür.
Ayrıca Bedia’nın hayatına dair bazı kararların, örneğin saz meclislerine çıkması, ud çalarak para kazanması ya da evinde öğrenciler kabul etmesi gibi, bu sohbetler sırasında şekillendiğinin ima edilmesi, yazarın yalnızca anlatıcı değil, aynı zamanda yönlendirici bir figür gibi de konumlandığını düşündürür. Bu yönüyle Udi, hem kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırı bulanıklaştıran hem de yazarın varlığını metnin bir parçası hâline getiren erken ve dikkat çekici bir anlatım örneği olarak değerlendirilebilir.