Travmanın Sahibi Kim? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Travmanın Sahibi Kim? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2026 Perşembe

Travmanın Sahibi Kim?

Afganistan savaşı hakkında yapılan filmleri ve dizileri izlerken aklıma hep aynı soru geliyor: Bu savaşın asıl mağduru kimdi?

Yıllardır Batı sinemasında Afganistan'dan dönen askerlerin hikâyelerini izliyoruz. Kâbus görenler, arkadaşlarını kaybedenler, travma yaşayanlar, hayata yeniden tutunmaya çalışanlar... Bu hikâyelerin insani bir tarafı olduğu elbette inkâr edilemez. Ancak anlatılan her hikâye, aynı zamanda anlatılmayan başka hikâyelerin de üzerini örter.

Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül saldırılarının ardından Afganistan'a askerî müdahalede bulundu. Müdahalenin gerekçesi El-Kaide'yi ortadan kaldırmak ve yeni saldırıları önlemekti. Daha sonra demokrasi, insan hakları ve istikrar gibi hedefler de bu müdahalenin gerekçeleri arasında gösterildi. Fakat yaklaşık yirmi yıl süren savaşın sonunda geriye yalnızca askerlerin travmaları kalmadı. On binlerce sivil hayatını kaybetti, milyonlarca insan evini terk etmek zorunda kaldı ve bir ülke nesiller boyunca taşıyacağı yaralar aldı.

Buna rağmen popüler kültürde karşımıza çıkan hikâyelerin büyük bölümü Afganistan halkını değil, savaşa katılan askerleri anlatıyor. İzleyiciye çoğu zaman askerlerin korkuları, kayıpları ve vicdan azapları anlatılıyor. Oysa aynı savaşın içinde yaşayan Afgan çocuklarının, ailelerinin ve sivillerinin yaşadıkları çok daha az görünür hâle geliyor.

Bunun bir nedeni, bu yapımların büyük ölçüde Batı toplumları için üretilmesidir. İnsanlar kendilerine benzeyen karakterlerle daha kolay özdeşleşir. Ancak bu durum başka bir sorunu da beraberinde getirir: Savaşın anlatısı, savaşı yaşayanların değil, savaşa gidenlerin gözünden kurulmaya başlar.

Bugün birçok filmde ve dizide Afganistan'dan dönen askerlerin yaşadıkları sık sık hatırlatılıyor. Fakat aynı yapımlarda Afganistan halkının neler yaşadığına çoğu zaman yalnızca birkaç sahne ayrılıyor ya da hiç yer verilmiyor. Böyle olunca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bir ülkeye gidip savaşanların travmaları neden sürekli anlatılırken, o savaşın yaşandığı topraklardaki insanların acıları neden bu kadar az konuşuluyor?

Asıl mesele askerlerin acı çekip çekmediği değildir. İnsan yaptığı şeyden bağımsız olarak travma yaşayabilir. Fakat savaşın bütün yükünü onların taşıdığı izlenimi oluşturmak da gerçeği eksik anlatmaktır. Çünkü savaşın en ağır bedelini çoğu zaman silah taşıyanlar değil, savaşın ortasında yaşamaya çalışan insanlar öder.

Dünyanın sizi izlemesi, sizi haklı bulduğu anlamına gelmez. Bir hikâyenin sürekli anlatılması da onun tek gerçek olduğu anlamına gelmez. Afganistan savaşını anlamak istiyorsak, yalnızca savaşa gidenlerin değil, savaşın içinde kalanların sesine de kulak vermek gerekir.

***

Gerçekten artık Afganistan'a giden askerlerin bozulmuş psikolojilerini dinlemekten yorulmuştum. Filmlerde, dizilerde ve romanlarda sürekli onların travmaları anlatılıyordu. Oysa aynı savaşın yaşandığı topraklarda hayatını kaybeden, evsiz kalan, yerinden edilen ve yıllarca korkuyla yaşayan milyonlarca insan vardı. Bir noktadan sonra kendime şu soruyu sormaya başladım: Neden hep savaşa gidenlerin hikâyesini dinliyoruz da savaşın ortasında kalanların hikâyesini duymuyoruz? Bu yazıyı yazma nedenim de tam olarak buydu.

Travmanın Sahibi Kim?

Afganistan savaşı hakkında yapılan filmleri ve dizileri izlerken aklıma hep aynı soru geliyor: Bu savaşın asıl mağduru kimdi? Yıllardır Batı...