Milliyetçilik ve bunun doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ulus devlet tartışmalarının dünyada en çok etkilediği devletlerden birisi elbette Osmanlı Devleti olmuştur.
Başta Şinasi ve Namık Kemal olmak üzere Tanzimat Döneminin bütün aydınları derinden etkilenmiştir. Milliyetçilik düşüncesiyle ilgili Fransız İhtilâli’nden bir örnek: Fransız İhtilâli’nin hemen sonrasında, 1792 yılında, istihkâm yüzbaşısı Rouget de Lisle tarafından bir “vatan ve hürriyet” şarkısı yazılır ve bestelenir. Marsilya taburu tarafından yayıldığı için “La Marseillaise” adını alan marş “vatan ve hürriyet” gibi kavramları ön plâna çıkardığı için dönemin krallarını rahatsız eder. Daha sonra Fransız millî marşı olarak da kabul edilen şarkı, burada ortaya çıkışından bir yıl sonra Osmanlı Devleti’nde çalınıp söylenmeye başlar.
La Marseillaise’i, Türk edebiyatında, tek bölüm olarak ilk defa tercüme eden Namık Kemal olmuştur. Namık Kemal’in 1869 yılında “Hürriyet” isimli yazısında neşrettiği marşın çevirisi şöyledir:
Ey ehl-i vatan gel gidelim şan günüdür bu
Zulm açtı yine karşımıza kanlı alemler
Evlâdımızı ehlimizi kırdaki ordu
Âğûş-ı vefâmızda tutup boğmağa kükrer
Saf bağlayın artık sarılın siz de silâha
Reyyan edelim isrimizi hûn-ı mübâha
Not: Başta Namık Kemal olmak üzere, dönemin önde gelen birçok aydınının içinde yer aldığı Yeni Osmanlılar hareketini derinden etkileyen “vatan ve hürriyet” şarkısını, 22 Ağustos 1870’te “Terakki” gazetesinde tam metin olarak ilk defa tercüme edip yayımlayan Suphipaşazade Mehmet Ayetullah Bey’dir. Bu zat İstiklal Marşımızın ortaya çıkışında çok büyük emekleri olan Hamdullah Suphi Tanrıöver’in de ağabeyidir. Bütün bunlar kendisi de çok iyi derecede Fransızca bilen Mehmet Akif Ersoy’un bu marşı okuduğu ve İstiklal Marşı’nı yazarken tema olarak bu metinden yararlandığı düşüncesini akla getirmektedir.