Facebook açmış yine... Breh breh! Ruh hastası kadın...
Cancağızlarım, siz üzülmeyin deyu, iki satır yazıverdim işte; kendim için. Peh peh!
Facebook sayfamda paşa gönlümün istediği gibi yazılarımı paylaşıyorum. Kelâmımı bırakıyor, gidiyorum.
Oradan buradan çıkan bazı o. çocukları yahut da p.ç kuruları kıskançlık nöbetlerine tutulsa da ne yorum yapabiliyorlar ne de söz yetiştirebiliyorlar. Bu kısım Facebook kabadayılarına yazılmıştır. Kimisi istese de yazamıyor, kimisi okuyan ve yazı yazan kadından korkuyor, kimisi de eski kitapların epeyce tozunu yutmuş, ama hâlâ aynı yerde dönüp duruyor. Bazıları kadını hâlâ mutfaktan öte bir yerde düşünemiyor. Bazıları rakip görüyor, eski dost pardon; şimdi düşmanlaşmışlardan! Bazıları da sebepsiz yere huzursuz oluyor. Vesaire vesaire... Filan feşmekân...
Kimseyle işim yok.
Sadece yazılarımı paylaşıyorum.
En çok Amerika'dan okunuyorum. Canım Türk insanı ise listenin sonlarında... Olsun. Kelâm dediğin bazen yakındakine uğramaz da okyanusu geçer.
Daha çok insan okusun diye Facebook açtım deyu, söyleyeyim dedim.
Yalnız takılmak güzel şey.
Gürültüsü yok.
Tantanası yok.
Kimseye eyvallahı yok.
Tavsiye ederim!
Not: Facebook'u pek sevmem. Yazılar daha çok okunsun diye oraya da yüklüyorum. Bu yazı da Facebook olayından ziyade beni yıllardır takip edip durmadan dedikodu üreten muhteremlere ithafen yazılmıştır. Peh peh!