Benim büyük dedelerim Bektaşi imiş. Ben de Bektaşileri hem çok seviyor hem de onların dünyaya bakışındaki o engin hoşgörüyü kendime yakın buluyorum. İnsanları inancına, mezhebine, diline ya da kökenine göre ayırmadan sevebilmek az şey değildir.
Belki de bu yüzden gönlüm biraz onlara meylediyor. Çünkü Bektaşilikte kuru gösterişten çok insan vardır; kibirden çok tevazu, öfkeden çok muhabbet vardır. Dünyaya bir kavga meydanı gibi görmezler, gelip geçilen bir misafirhane gibi bakmayı öğretirler.
Ne kadar farklı düşünürsek düşünelim, bir gönül kırmanın bir ibadeti eksik bırakmaktan daha ağır olduğunu söyleyen bir anlayışın mirasına da saygı duyuyorum. Bu yüzden Bektaşileri seviyorum; sadece büyük dedelerim Bektaşi oldukları için de değil, gönlü geniş, sözü hikmetli insanlar oldukları için. Sözleri bazen sert görünse de incitmek için değil uyandırmak içindir; dilde biraz iğne, gönülde ise daima muhabbet taşırlar.