Emily
Dickinson: Hiç Kimse Olmanın Özgürlüğü
Ben hiç kimseyim! Ya
sen, kimsin?
Sen de mi hiç
kimsesin?
Öyleyse ikimiz varız!
Sakın söyleme! Bizi
herkese ilan ederler, bilirsin!
Ne sıkıcıdır önemli
biri olmak!
Ne kadar da göz
önünde - bir kurbağa gibi -
Bütün haziran boyunca
kendi adını duyurmak,
Kendisine hayran bir
bataklığa!
Emily Dickinson
şiirinde insanın toplum tarafından tanınma ve önemli görülme arzusunu ironik
bir dille sorgular. Şairin kendisini “hiç kimse” olarak tanımlaması, başkalarının
ilgisine ve onayına ihtiyaç duymadan var olabilmenin özgürlüğünü ifade eder.
Dickinson için insanın değeri ne kadar tanındığıyla veya adının ne kadar
duyulduğuyla ölçülemez. Bu nedenle toplumun önem atfettiği görünürlüğü bir
ayrıcalık olarak kabul etmek yerine, onun insanı sürekli kendisini göstermeye
zorlayan yönünü eleştirir.
Şiirin ikinci
kıtasındaki kurbağa benzetmesi, eleştirinin dikkat çeken bir bölümüdür.
Kurbağanın bütün haziran boyunca sesini duyurması, kendisini sürekli
başkalarına hatırlatmaya çalışan insanın davranışlarını çağrıştırır. Üstelik bu
seslenişin muhatabı, şairin alaycı bir ifadeyle hayranlık duyduğunu belirttiği
bataklıktır. Dickinson şöhretin değerini ve insanların başkalarından gördükleri
takdire neden bu kadar önem verdiklerini de sorgular.
Şiirin temelinde ironi vardır. Toplumun ulaşılmak istenen bir başarı olarak gördüğü tanınmışlık, Dickinson'ın dizelerinde sıkıcı ve gülünç bir duruma dönüşürken, önemsiz kabul edilen “hiç kimse” olmak, bireyin kendi varlığını başkalarının değerlendirmelerine bağımlı kılmadan sürdürebilmesinin bir ifadesi hâline gelir. Şairin asıl düşündürdüğü mesele de insanın başkaları tarafından bilinmesinin mi, yoksa kendisi olarak yaşayabilmesinin mi daha değerli olduğudur.