İbn Haldun’un Mukaddime
Adlı Eserinde İnsan Emeği, Bilgi ve Uygarlık
İbn Haldun Mukaddime adlı
eserinde geçmiş uygarlıklardan günümüze ulaşan görkemli yapıların, insanların
olağanüstü bedensel güçleri sayesinde inşa edildiği düşüncesine karşı çıkar.
Ona göre eski toplumların meydana getirdiği devasa saraylar, tapınaklar,
piramitler ve su kanalları, geçmişte yaşayan insanların bugünkü insanlardan
daha iri veya daha kuvvetli olduklarının kanıtı değildir. Bu eserlerin ortaya
çıkmasını sağlayan asıl güç, insanın aklı, bilgisi, teknik becerisi ve
başkalarıyla birlikte hareket edebilme yeteneğidir.
İbn Haldun insanın tek
başına gerçekleştiremeyeceği işleri toplumsal dayanışma ve iş bölümü sayesinde
başarabileceğini vurgular. Çok ağır taşların taşınması, yüksek yapıların inşa
edilmesi ve büyük şehirlerin kurulması yalnızca fiziksel kuvvetle açıklanamaz.
İnsanlar geometri bilgisinden yararlanarak, çeşitli mekanik düzenekler
geliştirerek ve işlerini belirli bir düzen içerisinde yürüterek doğanın
karşılarına çıkardığı güçlükleri aşmışlardır. Kaldıraçlar, taşıma araçları ve
diğer teknik yöntemler sayesinde, tek bir insanın hareket ettiremeyeceği
ağırlıklar yerinden oynatılabilmiştir.
Burada İbn Haldun'un
üzerinde durduğu asıl mesele, insanın doğa karşısındaki sınırlılığını aklı ve
bilgisiyle aşabilmesidir. İnsan bedeni belirli bir kuvvete sahip olsa da insan
aklının geliştirdiği yöntemler, bu kuvvetin sınırlarını genişletebilir. Üstelik
bu bilgi insanların bir araya gelerek örgütlü biçimde çalışmasıyla
birleştiğinde, tek tek bireylerin başaramayacağı büyüklükte eserlerin ortaya
çıkmasını mümkün kılar.
İbn Haldun'un bu
yaklaşımı, geçmiş uygarlıkların başarılarını efsanelere veya olağanüstü
insanlara bağlamak yerine akılcı nedenlerle açıklama çabasını da
göstermektedir. Büyük yapıların ardında dev insanlar değil; bilgi birikimi,
emek, teknik gelişmeler ve toplumsal örgütlenme bulunmaktadır.
Bu düşünce uygarlığın
gelişimini anlamak bakımından da önemlidir. Bir toplumun büyüklüğü yalnızca
inşa ettiği yapıların görkemiyle değil, o yapıları meydana getirebilecek
bilgiye, iş birliğine ve örgütlenme yeteneğine sahip olmasıyla da ilişkilidir.
İbn Haldun insanlık tarihindeki büyük başarıların insan aklının ve toplumsal
emeğin ürünü olduğunu ortaya koyar.
İbn Haldun'un Mukaddime adlı
eserinden çıkarılabilecek en önemli sonuç şudur: Uygarlıkları meydana getiren, sıradan
insan gücünü bilgi, teknik ve dayanışmayla olağanüstü sonuçlara
dönüştürebilmesidir.
Kaynak: İbn Haldun. Mukaddime. Cilt II. s. 228-229. MEB Yayınları. İstanbul.